Kimdir

Hz. Hatice (ra) Hayatı?

Hz. Hatice (ra) Hayatı?| Soylu bir ailenin, zengin kızı olarak doğdu. Günah ve haram denizinin ortasında ıslanmadan kıyıya ulaşmaya çatışan bir kadındı iffetini kendine kalkan yaptı. Ticaretle daha da zenginleşti, kendisine yağan evlilik tekliflerini, düşünmeden geri çevirdi. ‘Özel’ birini bekliyordu sanki. Nitekim bulacak ve yaşadığı dönemin tabularını devirircesine, evlilik için ilk adımı kendisi atacaktı. Evet, İslam peygamberinin ilk eşi olmuş, onun misyonunu bir an bile tereddüt etmeden tasdik etmişti. Sonrasında da kendisine yakışan- yapacak; malı ve canıyla İslam’a hizmet edecek, sevgili eşinin yanından ve davasından bir an olsun ayrılmayacaktı. O, İslam’a gönül vermiş ilk kadın; Müslümanların anası Hz. Hatice’dir

Hz. Hatice (ra) Hayatı?

İslam peygamberinin ilk eşi ve ilk Müslüman kadın olan Hz. Hatice, MS. 556’da Mekke’de doğmuştu. Babası Huveylid, Kureyş’in önde gelen isimlerinden zengin bir tüccar; annesi Fâtıma’ysa Mekke’nin tanınmış kadınlarından biriydi. Sürdüğü hayatla, Müslüman kadınların kişisel tarihlerini değiştirmeye namzet bir model oldu.

Cahiliye devri olarak anılan ve ahlaki ölçülerin son derece karışık olduğu bir zamanın kadınıydı. İslamiyet’i kabulünden önce etrafında süregiden gelenek ve alışkanlıklara prim vermemiş, oldukça yaygın olan puta tapıcılığı reddetmiş, tek Allah inancı olan Hanif dinine mensup olarak yaşamıştı.

Başından geçen iki evliliğin ardından genç yaşta dul kalan Hz. Hatice, Arapların çok önem verdiği soy, zenginlik, güzellik gibi sıfatların hepsine sahipti. Ebu Süfyan, Ebu Cehil, Akabe bin Ebi Muayt gibi Mekke’nin  zengin ve hatırı sayılır isimlerinin kendisine yaptığı evlenme tekliflerini geri çevirmişti. Adeta özel birini bekliyordu. İffeti ve yaradılışındaki erdem sebebiyle çevresindekiler onu Tahire’ (temiz ) şeklinde çağırıyorlardı. Oysa yaşadığı ortam, haramların onur vesilesi yapıldığı bir yerdi.

Hz. Hatice Mekke’nin En Zengin Tüccarlarından Biriydi

Hz. Hatice Mekke’nin en zengin tüccarlarından biriydi. İkinci ölümünden sonra, kendi adına ticaret yapacak kişileri görevlendirerek Şam’a kervanlar çıkarıyordu. Kadınların hor görüldüğü cahiliye toplumunda bir kadının ticaretle uğraşması, o zamanın geleneklerine aykırı bir durumdu. Başarılı bir iş kadınıydı.

Elbette ticaretle uğraşmak ona sadece maddi güç kazandırmamış, aynı zamanda yaşadığı toplum içinde sözü geçen biri olmasını sağlamıştı. Müslüman olmadan önce gücü ve serveti yerinde olan Hz. Hatice, zenginliğini gösteriş ve şatafat yerine İslam’ın toplumsal, ekonomik ve siyasi yükselişi yönünde kullanacaktı. Ama hepsinden önemlisi, İslam peygamberinin ilk ve yaşadığı sürece tek eşi olma şerefini gururla taşıyacaktı.

Tanışmaları Hz. Hatice’nin ticaret kervanları vesilesiyle olmuştu. Hz. Muhammed, Mekke’de ‘el Emin’ ( güvenilir) olarak tanınıyordu. Bu, kervan sahiplerinin ona layık gördüğü bir isimdi. Çünkü o, asla emanete hıyanet etmemişti. O günlerin Mekke’si için bu, olağanüstü bir durumdu. Hz. Hatice de bu emin insanı, kendi kervanlarının başında Şam’a gönderecek ve Muhammed’ül Emin, kısa sürede Hz. Hatice’nin de takdirini kazanacaktı.

Hz. Hatice

Hz. Hatice, bu güvenilir insanın, kendisine iyi bir eş olacağına karar verdi. Bu kararını arkadaşı Nefise binti Münye’ye açtığında, tepkiyle karşılandı. Nasıl olurdu da bir kadın evlenme teklifinde bulunabilirdi? Hem de buram buram cahiliye dönemi ilkelliğinin her yeri kapladığı bir coğrafyada; olacak şey değildi,  Ama oldu.

Hz. Hatice, sosyal çevre baskısına rağmen kararlı kişiliği ile evliliğe giden yolda ilk adımı atan taraf olma cesaretini gösterdi. Yaygın inanışa göre Hz. Hatice, “Ben kendi kavmin arasındaki izzet ve azametin, doğruluğun, emanetin hakkını verdiğin ve güzel huyun için seninle evlenmek istiyorum” diyerek, niyetini dile getirmişti.

Bununla birlikte, Muhammed’ül Emin’in Hz. Hatice’den gelen teklife ilk tepkisi, biraz mesafeliydi. Onun Maddi imkanlarım yetersiz, ben böyle bir evliliği nasıl yapabilirim?” şeklindeki sözlerine Hz. Hatice’nin verdiği karşılık, İslami evlilik anlayışı için zamanla örnek oluşturacak mahiyetteydi: “Seni güvenilir, doğru sözlü ve güzel huylu olduğun için, orta yolda yer aldığın için seviyorum.

Bunun üzerine Hz. Muhammed amcası Ebu Talip’e danıştı. Amcasının onayını almıştı. Kureyş’in önde gelenlerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Ebu Talip övgü dolu sözlerle yeğenini tanıttı. Onun ardından söz alan Varaka bin Nevfel de, Hz. Muhammed’in ve soyunun üstünlüğünden dem vurup evliliğe razı olduklarını ilan etti. Nikah akdi okundu ve mihr olarak dört yüz dinar (bazı rivayetlere göreyse yirmi deve) vaat edildi. Evlilik gerçekleşmişti. Aslına bakılırsa Hz. Hatice’nin yakınlarından bilge kişi Varaka bin Nevfel, bu mübarek evliliği çok öncesinden müjdelemişti. Şöyle ki, bir gece Hz. Hatice rüyasında güneşin Mekke üzerinde döndüğünü ve yavaş yavaş aşağı inerek evine girdiğini görmüştü. Rüyayı yorumlayan Varaka, şu müjdeyi vermişti: “Şöhreti alemi tutacak büyük birisiyle evleneceksin.

Hz. Hatice ve Hz. Peygamberimizin Evliliği

Hz. Hatice bu evliliği yaptığında 40, Muhammed’ül Emin ise 25 yaşındaydı. Peygamberlikten önce 15, sonrasında da 10 yıl olmak üzere, 25 yıl beraber yaşadılar. Hz. Muhammed, Hz. Hatice’nin sağlığında başka bir evlilik yapmayacaktı. Oryantalist ve İslam karşıtı çevreler, Hz. Muhammed’in bu evliliği Hz. Hatice’nin gücü ve servetinden istifade etmek için yaptığı yönünde bir düşünce yaymaya çalıştılar. Oysa evlilik teklifi bizzat, Hz. Hatice’nin kendisinden gelmişti.

Yine aynı çevrelere göre, Hz. Hatice de evlilik kararı alırken, ticari faaliyetlerinin geleceğini düşünmüş i ve bu doğrultuda en uygun kişinin Muhammed’ül Emin olduğuna karar vermişti. Ancak her ne söylenirse söylensin, Müslümanlar açısından bu evliliğin gerçek durumu ortadadır. Evliliklerine anlamını veren ne karşılıklı çıkarlar ne de iddia edildiği gibi ticari bir ortaklık beklentisiydi. Ve Hz. Hatice, yaşadığı sürece  Hz. Muhammed’in tek eşi olarak kalmıştır.

İslam peygamberiyle ilk eşinin yaşantıları, “sizin için kendilerinde huzur bulacağınız eşler yarattık” ayetinin canlı bir örneği olmuştu. Hz. Hatice, Hz. Muhammed’e ilk inanan insan, onun en büyük destekçisi, hayat arkadaşı ve dert ortağıydı. İlk vahyin erimesiyle başlayan, müşriklerin Müslümanlar üzerine kurduğu ekonomik ambargoyla devam eden İslamiyet’in ilk yıllarında daima peygamberinin, yani eşinin yanında yer almış, onun eşi olmanın hakkını layıkıyla vermişti.

Ve ilk Vahiy Geldi

Ve ilk vahiy geldi: Dağlarda uzlete çekilen Hz. Muhammed’in Mekke’ye döndüğünde aktardıklarını tam manasıyla kavrayabilmek herkesin harcı değildi. Hz. Hatice olanca basiretiyle değerlendirdi durumu, eşinin anlattıklarını can kulağıyla dinledi ve bir an bile tereddüt etmeden, “Sen doğru konuşursun, sılayı rahmi gözeten kimsesin, emanete dikkat edersin, misafirperversin, halkın sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında yardıma koşarsın, Hak Teala seni yalnız bırakmayacaktır” diyerek, sevgili eşinin misyonunu tasdik eden ilk insan olma şerefimi tattı.

Ardından, olan biteni daha da iyi kavrayabilmek için Varaka bin Nevfel’in yanına gittiler. İbranice okuyabilen, İncil’i ve Tevrat’ı bilen Varaka, Hira Dağ ıinda Muhammed’ül Emin’e görünenin, peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu anlattı. Zaten daha önce de sık sık “Kureyş’ten bir kişi, Allah tarafından insanları doğru yola yöneltmek için görevlendirilecek ve Kureyş’in zengin kadınlarından biriyle evlenecektir” dediği rivayet ediliyordu.

İlk vahiyden sonra uzunca bir müddet vahiy gelmediği için peygamberin üzülmesi üzerine, her şeyin Allah’ın elinde olduğunu söyleyerek eşini teselli etmeye çalışan yine Hz. Hatice’ydi. Yine ilk namazı Cebrail’in Hz. Peygamber’e öğrettiği şekilde birlikte kılmışlardır.

Hz. Hatice’nin altı çocuğu oldu ve Hz. Muhammed’in nesli Hz. Hatice’den olan kızı Hz. Fatıma’dan devam etti. Diğer bir deyişle Hz. Hatice, Ehli Beyt’in (Hz Muhammed’in ailesinin) en başındaki kadın olarak, Allah’ın aslanı sıfatıyla İslam düşmanlarına kök söktürecek olan Hz. Ali ve onun sevgili eşi Hz. Fatıma’yı yetiştirmişti.

Hz. Hatice’nin Hz. Peygamber’e gösterdiği özen

Hz. Hatice’nin Hz. Peygamber’e gösterdiği özen, sadakat ve vefaya pek çok örnek verilebilir. Hz. Peygamber Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda inzivaya çekildiğinde ona yemek götürürdü. Güçlü sezgileriyle Hz. Muhammed’in üzüntüsünü anında hisseder ve gidermeye çalışırdı. Mekke kuşatma altındayken servetiyle fakir Müslümanların yardımına da yine o yetişmişti. Bu ekonomik ambargo ve kuşatmaya üç yıl boyunca sabretmiş, durumu sorumluluk ve soğukkanlılıkla karşılamış, halinden şikayet etmemiş, adeta bir sabır timsali olmuştu.

Hz. Hatice hicretten üç yıl önce, 619 yılında, boykotun kalkmasından sonra, 63 yaşındayken vefat etti. İffet, şeref, sabır ve iman dolu hayatıyla, dünyadaki tüm kadınlara eşsiz bir miras bırakarak bu dünyayı terk etti. Onun ölümünü Hz. Muhammed’in amcası Ebu Talip’in ölümü izledi. Hz. Muhammed en çok sevdiği dizi insanı arka arkaya kaybedince o yıl İslam tarihine ‘hüzün yılı’ alarak geçti.

Hz. Hatice Vefatından Sonra

Hz. Hatice vefatından sonra da Müslümanların annesi olarak hiç unutulmadı. Hz. Muhammed onu sıkça anardı. Öyle ki, Hz.Ali’nin ifadesiyle, Hz. Muhammed bir gün hanımlarının yanında  Hz. Hatice’den söz ederken gözyaşı dökmüştü. Bunu kıskanan eşi Ayşe’nin çıkışına ise şöyle seslenmişti.

Ey Ayşe, Herkes beni inkar ettiğinde Hatice bana inandı, çevremdekiler söylüyorsun’ dediklerinde ‘Doğru söylüyorsun’ dedi İnsanlar maddi varlıklarını saklarken, o servetini önüme koydu. Dünyada bir başıma kaldığım günlerde, Üzülme, zamanla zorlukların yerini kolaylıklar alacak’ dedi. Ben Hatice’yi bunun için unutmuyorum.

Yine peygamberin ifadesiyle “Onun gönlünde hiç kimsede olmayan  bir özellik vardı, insanın gönlündeki hüznü çeker alırdı.

Hatice ismi ‘vaktinden önce doğan’ anlamıyla onun yaşamını özetliyordu. Vaktinden önce gelmişti, rahata kavuşulan dönemedi. Allah Hz. Hatice’nin fedakarlığın’ ve imanını, Cebrail’le gönderdiği selamla mükâfatlandırdı. Daha hayattayken cennetle müjdelenen, Allah’ın selam gönderdiği çok özel bir kadındı o. Hz. Muhammed, ölüm döşeğinde yatan sevgili eşi Hz. Hatice’nin başucuna gelip ona şu müjdeyi vermişti: ‘Ey Hatice, sevin ki Allah seni İmran kızı Meryem ve Firavun’ un zevcesi Asiye’yle eşit kılmıştır.

Kısa Bilgiler:

  • Hz. Muhammed peygamberliğini ilan eder etmez, ona iman etti, bu nedenle ilk Müslüman kadın sıfatını taşır.
  • Tam ismi, Ümmü’l-Kasım Hatice binti Huveylid bin Esed bin Abdilüzza bin Kusay el-Kureyşi şeklindeydi. Soyu, baba ve anne tarafından Hz. Muhammed’in soyu ile birleşiyordu. Cahiliye döneminde bir savaşta kaybettiği babasından kalan servetle ticarete atılmış, dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla Mekke’nin en zenginleri arasına girmişti.
  • Rivayetlere göre 400 hizmetçisi vardı ve mallarını ancak 80 bin deve taşıyabiliyordu. Bu rakamlar abartılı olmakla birlikte, devrin önde gelen zenginlerinden olduğu kesindi.
  • Tüm servetini İslam uğrunda harcadı.
  • Bazı İslam tarihçilerine göre Hz. Hatice, evlilik niyetini kendisi dile getirmemiş, mesajını Aliy’ye kızı Nefise aracılığıyla Hz. Muhammed’e iletmişti.
  • Hz. Hatice, Hz. Muhammed ile nikâhlandıktan sonra 25 sene birlikte yaşadı. Hz. Muhammed’in nesli Hz. Hatice’nin çocuklarıyla devam etti. Hz. Peygamber’in, Hz. Mâriye hariç (oğlu İbrahim küçük yaşta vefat etmişti) diğer hanımlarından hiçbirinin çocuğu olmamıştı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu