Yeni doğan Bebek Sağlığı

Yeni doğan Bebek Sağlığı
Yeni doğan Bebek Sağlığı

Yeni doğmuş bir bebeğin sağlığı; Insanoğlu yetişkin olabilmek için dört devreden geçer. Bunlar; ana rahmindeki hayat, yeni doğan dönemi, çocukluk ve bü­luğ dönemleridir. İnsanın oluşumunu ve gelişimini incelemek üzere kurulmuş bir bilim dalı olan oksoloji sağlıklı ve huzur­lu bir yaşamın koşullarını araştırıp ortaya çıkarmaktadır. Oksolojik incelemeler do­ğum öncesinden başlayarak, anne babanın genlerinden gelen sorunları ve bunların geleceğin büyüğü üzerindeki etkilerini açık­lar. Genetik (ana-babanın kromozomların­daki genlere bağlı) hastalıklara yakalan­ma ihtimali çok fazladır. Ancak tıbbın iler­lemesi bir zamanlar bu nedenle ölüme mahkûm olan kişilerin bugün hayatta ka­labilmelerini sağlamaktadır.

Doğumun gerçekleşmesini sağlayan şart­lar da insanın hayatında büyük rol oynar. Meselâ forseps adı verilen aletin kullanıl­ ması çeşitli deformasyonlara yol açabil­mektedir. Çocukluk döneminden kaynak­lanarak fiziksel bozukluklara ve zekâ geri­liklerine neden olan etkenleri şöyle sıra­layabiliriz: Beslenme bozuklukları, hastalıklar, sağlık kurallarına dikkat edilmeme­si, hareket eksiklikleri ve pislik. Resimde, yeni doğmuş bir bebekle yaşlanmış bir in­sanı bütünleştiren ilişkiler simgelenmek­tedir.

Yıllık doğum miktarları

İnsanlık için nüfus patlaması, atom bom­basından çok daha büyük bir tehlikedir. Çünkü denetlenemeyen nüfus artışı, çözü­mü imkânsız mediko-sosyal sorunların ve açlığın başlıca nedeni sayılır. Her 24 saat- te 200 000 bebeğin doğduğunu düşünüp bu sayının her yerde aynı olmadığını göz önü­ne alırsak 2 000 yılında Avrupa'nın bir çey­rek, Güney Asya ve Afrika'nın ise iki kat daha kalabalık olacağını söyleyebiliriz. Enfazla artış ise Güney Amerika'da olacaktır. Kırk yıl kadar sonra bu bölgede nüfusun bugünkünün üç katına çıkacağı umulmak­tadır. 

Endüstriyel bakımdan gelişmiş ülkeler de doğanlarla, gelişmekte olan ülkelerde doğanlar arasında daha başka eşitsizlikler de vardır: Yoksul ülkelerde çocuk ölüm­leri binde '60-150 iken, diğerlerinde binde 16-40'1 geçmemektedir. Ayrıca Afrika ya da Hindistan'da doğup yaşamayı başaran ço­cuklarda çok önemli eksikliklere rastlanır. Afrikalı çocukların çoğunda kvaşiyorkor (sözlük anlamı: Kardeşi olacak çocuğun hastalığı) görülür. Bu hastalık bebeğin za​manından önce memeden kesilmesi ile ye­terli protein ve kalori alamaması yüzün­den ortaya çıkar. Hindistan'daki çocuklar­da ise genellikle ölümle sonuçlanan sindi­rim bozuklukları vardır.

1. aydan 12. aya kadar gelişen duyu

Bir çocuk doğar doğmaz hayata ve ya­şaması gereken ortama uyum gösterebil­mek için savaşmaya başlar. Henüz bir ay­lıkken bacaklarını ve kollarını hareket et­tirebilmeyi başarır. Zil sesine tepki göste­rir ve hareket eden cisimlere kısa süre de olsa bakmayı becerir. Kesik sesler çıkarır ve kucağa alınınca rahatlar. Günün büyük bir bölümünü uykuda geçirir. İkinci resimde 16 haftalık bir bebeğin yapabildikleri simgelenmektedir. Artık ka­fasını gövdesinin üstünde, dengede tuta­bilmekte ve hareket eden bir çıngırağı dik­katle izlemektedir. Çeşitli cisimleri tutar ve kollarını aynı anda hareket ettirir. U­zun uzun güler. Değişikliklerin farkına va­rabilir. Yine de uykuda geçirdiği süre u­yanık geçirdiği süreden fazladır.

Organları Ve Hareketler

Üçüncü resim, 8 aylık bir bebeğin faali­yetlerini göstermektedir. Güçlenen sırt kasları rahatça oturmasını, ellerini daya­yarak öne eğilmesini sağlayabilmektedir. Bu dönemde tutunarak ayakta durmayı ba­şarır. Hareketlerini yaparken belirli bir sıra izler. Değişik yerlerdeki cisimleri çı­kardıkları seslere göre ayırt etmeyi öğre­nir. Son resimde ise 10 aylık bir bebek yer almaktadır. Elinden tutulduğu takdirde a­yakta durabilmesi ve çok iyi emeklemesi bu dönemin en önemli özelliğidir. Artık iki cismi karşılaştırmayı öğrenmiştir. Ken­dini korumaya çalışır. Ba-ba, ma-ma gibi heceleri tekrarlamaya uğraşır. Birkaç ba­sit cümleyi anlamaya başlar.

1 yaşından 5 yaşına kadar gelişen duyu

18 aylık bir bebek ustaca ve emin adım­larla yürür. Cisimleri tutup bırakmayı öğ­renmiştir. Aşağı yukarı 100 kadar kelime bilir, fakat bunları birleştirip cümle kur­mayı pek beceremez. Psikolojik açıdan kendi kendine yeter ve kardeşlerine karsı saldırgan olur. 9-10 saat uyur. Korkulu rii­yalar gördüğü sanılmaktadır. 3 yaşındaki çocuk çok iyi bir koşucudur. Ancak yine de tam bir dönüş yapması gerektiği zaman dengesini bozabilir. Üç tekerlekli bisikleti kullanır. Tahta halkaları ipe dizmeyi ve çok basit resimler yapmayı becerir. En az bir rengi ayırt etmeyi öğrenir. Kelime ha­zinesi çok büyük bir hızla zenginleşir. A­şağı yukarı 1 000 kadar kelime kullanır. Dilbilgisi kurallarına uymasa da anlamlı cümleler kurmayı başarır. 9 saat uyur.

Organları Ve Hareketler

Rüyaları yetişkinlerde olduğu gibidir. Çok istediği şeyler, psikolojik özlemler ve ba­sit arzulardan oluşmuş bir rüya âlemi var­dır. 4 yaşında hareket etme yeteneği çok ge­lişmiştir. İp atlayıp top oynayabilir. Bir bebek resmini tamamhyabilecek yetenek­tedir. Adını ve soyadını tam olarak söy­ler. 1 600 kadar kelime bilir. Her şeyin «nedenini» soruşturmaya başlar. 8-9 saat­lik uykularda net rüyalar görür. Son re­simde 5 yaşındaki bir çocuğun fizyolojik yetenekleri gösterilmiştir. Bu yaşta vücut fonksiyonlarını tamamen kontrol edebile­cek hâle gelmiştir. Çeşitli cisimleri sayar. 2 000 kadar kelime kullanır. Başkalarıyla oynamaya başlar. Uykuları 8 saat sürer.

Vücudun Gelişmesi

Vücudun gelişmesini inceleyebil~k i­çin çocuğun gelişmesini etkileyen faktör­leri açıklamak gerekir. Dünya üzerinde bu konuda yapılan çalışmalar, en önemli fak­törlerden birinin beslenme olduğunu orta­ya koymuştur. Dengesiz beslenme büyü­meyi geciktirmektedir. Diğer önemli f ak­ törler soyaçekim, çevre, iklim ve güneş ı­şınlarından yararlanabilme süresi olarak sıralanabilir. Boy, yazın kışa oranla daha çok uzar. Sonbahar ise şişmanlama mev­simidir. Psikolojik durum da büyümeyi et­kiler. Ayrıca sosyal sınıflarda bu açıdanda farklılıklar göze çarpar: Zengin ailele­rin çocukları genel olarak daha uzun boylu olur. Aşağıdaki grafiklerde gösterildiği gi­bi büyüme, ikisi hızlı biri yavaş olarak üç evrede gerçekleşir (grafiklerde mavi renk erkeklerin, kırmızı kızların, mor ise kadin ve erkeklerin birlikteki büyüme duru­munu belirtmektedir).

Hızlı büyümenin birinci dönemi ana kar­nından 3-4 yaşına kadar geçen süreyi kap­sar. İlk yılda ortalama boy artışı 20 santi­metreyi bulur. İkinci yılda ise bu artış 12-16 santimetre kadardır. 4 yaşında 1 metreyi aşmış olacağına göre doğumdaki boyunun iki katına ulaştığı söylenebilir. Kilosu ise 3 yaşına geldiği zaman dört kat artmıştır. İkinci dönem yavaş büyüme çağıdır. 3 yaşından, büluğ dönemine kadar sürer. Büluğ, kızlarda 10-11, erkeklerde 13-14 yaş­larında başlar. Belirtilen yaşlara kadar her yıl 5-6 santimetrelik bir boy uzaması ve 2 kilogramlık bir ağırlık artışı gözlenir. Üçüncü dönem, büluğ çağı adını da alır. Bu dönemde büyüme tekrar hızlanır. Her yıl görülen 2-4 santimetrelik boy uzaması, genellikle 20 yaşlarında sona erer. İkinci cinsel gelişim bu devrede tamamlanır.

Cinsel Gelişim

Büluğ döneminde ilk olarak kıllanma başlar. Cinsel hormonların faaliyetleri so­nucu iki ayrı cinsiyet kesin çizgilerle bir­birinden ayrılır. Erkeklerin ve kadınların büluğ çağı değişik yaşlarda gerçekleşir. Kadınlar 2 yıl kadar önce büluğa erer. Yağlarm kabaetlerde toplanması sonucu kadınların kalçaları genişler. Erkeklerin ise bütün kasları güçlenir ve göğüsleri sertleşir. Ses tellerinin kalınlaşması gırt­lak yapılannı değiştirir. Bu nedenle 17 yaşına gelen erkeklerin sesleri borudan ge­lirmişcesine çatlak ve kalın olur. En ö­nemli değişiklikler cinsel organlarda orta­ya çıkar. Erkeklerde hipofiz bezinin çalış-ması, testisleri çocuksu biçimlerinden kurtarıp yetişkinlere özgü bir görünüme ve faaliyete kavuşturur.

Hipofiz bezinin salgıladığı FSH ya da fo­likül uyarıcı hormon, sperm oluşumları­nın ersuyu borucuklarında gelişip sperma­tozoidler hâlini almasına yardımcı olur.

Diğer yandan LTH hormonu ya da lüteot­rop, testislerdeki Leydig hücrelerini testo­steron ve diğer erkeklik hormonları salgı­laması için harekete geçirir. 8-10 yaşların­dan sonra kızların cinsel organlarında da başlayan hızlı gelişim, 18-20 yaşlarında kesin boyutlarına ulaşır. 11-14 yaşlarında â­det hâli görülür. Kadında da bir yandan hipofiz bezine ait hormonların (folikül u­yarıcı hormon ve lüteotrop) bir yandan da yumurtalık hormonlarının (östrojen ve projesteron) etkisi başlar.

Bugün bir iyilik yap, bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş :
Bu yazıdan para kazanabilirsin

BU YAZIYI OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YORUMLAR

    Bu yazıya daha önce hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu sen yap!

Yorum yap

Geçersiz bir mail adresi girdiniz. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun. *